Katledilen Hediye Ataman için hak ihlali kararı

  • kadın
  • 10:17 24 Kasım 2022
  • |
img
WAN - AYM, Erdîş ilçesine bağlı Eganis Mahallesinde “İçeride teröristler var” iddiasıyla polis tarafından ateşe verilen evde yanarak öldürülen Hediye Ataman’ın yaşam hakkının ihlal edildiğine karar verdi.  
 
Wan’ın Erdîş ilçesine bağlı Eganis (Çelebibağı) Mahallesi’nde 17 Kasım 2016 tarihinde “İçeride teröristler var” iddiasıyla polis tarafından ateşe verilen evde bulunan Hediye Ataman (43) yanarak can verdi. Aynı gün gözaltına alınan ve işkenceye maruz kalan Ahmet Ataman ise, tutuklanarak müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Hediye Ataman ile ilgili Erciş Emniyet Müdürlüğü'ndeki görevli polis memurları, hastanedeki görevli hekim ve diğer sağlık görevlileri hakkında, "İşkence, görevi kötüye kullanma", " Öldürmeye teşebbüs" suçlamalarıyla yapılan suç duyurusu ise Erciş Cumhuriyet Başsavcılığı’nca delil yetersizliği iddiasıyla “kovuşturmaya yer olmadığına” karar verdi. Bu kararın ardından Avukat Esra Akgün ve Mahmut Kaçan’ın Anayasa Mahkemesi’ne yaptıkları başvuru 3 yıl sonra sonuçlandı. AYM, yaşam hakkının ihlal edildiğine karar verdi. 
 
ÖLÜM OLAYI SORUŞTURULMADI
 
Evde çıkan yangın sonucu Hediye Ataman’ın hayatını kaybetmesi ile ilgili hiçbir soruşturmanın yürütülmediğini, yürütülen tüm soruşturmaların “örgüt üyeliği” suçu isnadıyla yapıldığına dikkat çeken AYM, “Erciş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada müşteki olarak olayda yaralanan iki kolluk görevlisi kayıtlıdır ve soruşturma kapsamında yazılan müzekkereler ‘örgüte üye olma’ suçundan yazılmıştır. Başvurucunun eşinin ölümüne dair kasten öldürme suçundan yürütülen somut başvuruya konu soruşturma ise ancak başvurucunun şikâyet dilekçesi sunmasının ardından açılmıştır. Başvurunun soruşturma kapsamında ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delillerin tespit edilmesi gerekliliği bakımından incelenmesinde ise, öncelikle operasyon sırasında gerçekleşen yangın sırasında eşinin yanarak hayatını kaybetmesi şeklindeki bir olayda başvurucunun müşteki sıfatıyla beyanına başvurulmamış olmasının soruşturmanın etkililiğini zedelediği değerlendirilmiştir” denildi.   
 
ADLİ TIP RAPORU BİLE VERİLMEDİ
 
Soruşturma kapsamında ölüm olayını aydınlatabilecek bütün delillerin tespit edilmesi gerekliliğine dikkat çekilen kararda, “Başvuruda tespit edilen bir diğer özensizlik ise, başvuruya konu soruşturma başta olmak üzere başvurucunun evinde yaşanan olaylar hakkında yürütülen hiçbir soruşturmada müteveffanın kesin ölüm nedenini tespit eden bir adli rapor temin edilmemesidir. Otopsi raporunda kesin ölüm nedeninin birtakım incelemelerden sonra tespit edilmesi gerektiğinin belirtildiği, Grup Başkanlığınca da otopsiyi yapan doktor tarafından kesin ölüm nedeninin belirlenmesinin gerektiği, kendilerinin bu tür bir görevi bulunmadığının ifade edildiği hâlde dosya kapsamında kesin ölüm nedeninin tespit edildiğine ilişkin herhangi bir belgeye rastlanmamıştır” denildi. 
 
POLİSLERİN BEYANLARINA BİLE BAŞVURULMADI
 
Olay sırasında polislerin kullandığı silah türü, çatışmanın çıkıp çıkmadığına ilişkin bir incelemenin yapılmadığına dikkat çekilen kararda, “Bu hususların yanı sıra Erciş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucunun eşinin evde olduğuna ve kapıyı kendisinin açabileceğine dair beyanda bulunup bulunmadığı, çıkan çatışmada meydana gelen patlamaların zamanı, meydana geliş biçimi, güvenlik güçlerinin kullandığı silahların türü, operasyon sırasında alınan güvenlik önlemlerinin neler olduğu gibi olayın seyrine ilişkin ve olayın aydınlatılması, maddi gerçeğin açığa çıkarılması açısından önemli bilgilerin elde edilmesi amacıyla olay anında görevli olan güvenlik güçlerinin beyanlarına başvurulmaması soruşturmanın etkililiğini zedeleyen diğer eksiklik olarak tespit edilmiştir” ifadelerine yer verildi. 
 
BOMBANIN KİME AİT OLDUĞU BELİRLENMEDİ
 
Evde bulanan el bombasının polisin envanterinde olup olmadığının araştırılmadığına dikkat çekilen kararda, “Başvurucunun evinde bulunan el bombası piminin incelenmesi sonucu düzenlenen uzmanlık raporunda yalnızca bombanın türü ve menşesine dair bilgiler ile patlamanın bu el bombası nedeniyle meydana geldiğine dair tespitler bulunmaktadır. İncelemeye konu bombanın güvenlik güçlerinin envanterine kayıtlı türlerden olup olmadığı, değil ise incelemeye konu bombanın terör örgütünce kullanılan türlerden olup olmadığı hususlarına dair hiçbir uzmanlık raporu ya da belge bulunmamaktadır. Erciş İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından Van ve Ağrı İl Emniyet Müdürlüklerine yazılan bilgi yazısında evdeki örgüt üyeleri tarafından el yapımı bombanın atılması sonucu silahlı çatışma meydana geldiğinin belirtildiği, uzmanlık raporunda ise incelenen pimin ait olduğu bombanın demirden yapılmış Çin menşeli, M86P model savunma tipi el bombası olduğunun bildirildiği gözetildiğinde başvuruya konu soruşturmada bu hususun netleştirilmesine yönelik bir soruşturma işlemi yapılmaması da olayın gerçekleşme koşullarının açığa çıkarılması bakımından eksiklik meydana getirmiştir” ifadelerine yer verildi.  
 
KOVANLARIN KİME AİT OLDUĞU ARAŞTIRILMADI
 
Polislerin, evden bulundukları yere iki bombanın atıldığına ilişkin söz konusu iddialarının araştırılmadığı belirtilen kararda buna dair hususlar ise şöyle açıklandı: ”Soruşturma belgelerinde, olay sırasında atılan bir el bombasının Shortlandın altına doğru isabet ettiğine dair bilgiler bulunduğu gözönüne alındığında soruşturma kapsamında örgüt üyeleri tarafından atıldığı bildirilen ikinci el bombasına ilişkin olarak olay yeri incelemesi de dâhil olmak üzere hiçbir soruşturma işlemi yapılmadığı, bombanın isabet ettiği güvenlik güçlerine ait Shortland araçtaki hasarın tespiti bakımından da bir inceleme yapılmadığı anlaşılmıştır. Yine, ‘Yaklaşık 5 metrelik uzaklıktan sonra karşı duvar ağaçlık arazi ile depo-tandır evi duvar kenarda da çok sayıda uzun namlulu silah boş kovan bulunduğu’ tespitine yer verilmiştir. Başvuruya konu soruşturma dosyasının incelenmesinden söz konusu kovanların hangi silahtan atıldığına dair bir uzmanlık raporuna rastlanmamıştır.” 
 
OLAY YERİ İNCELEMESİNİ DE AYNI BİRİM YAPTI
 
Olay yeri incelemesi sırasında evin odasının iç duvarında tespit edilen mermi giriş çıkış deliklerinin sayısı, yönü, niteliklerine dair incelemeye ilişkin raporda bilgi bulunmamasının eksiklik olduğuna dikkat çekilen kararda, “Olay Yeri İncelemesi Biriminin Erciş İlçe Emniyet Müdürlüğünde görev yaptığı ve esasen ev araması işlemi sırasında ele geçirilecek delillerin muhafaza altına alınması, fotoğraflanması amacıyla olay yerinde bulunduğu olay yeri inceleme raporundan anlaşılmıştır. Sonuçta bir kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olaylar silsilesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamındaki olay yeri incelemesinin olaya karıştığı iddia edilen güvenlik güçlerinin kurumsal olarak bağlı olduğu kurumdan farklı bir kurumca gerçekleştirilmemesi soruşturmanın tarafsız ve bağımsızlığı açısından soruşturmanın etkililiğini zedeleyici bir unsur olarak değerlendirilmiştir” denildi. 
 
SAVCILIK ESASLI BİR İŞLEM YAPMADI
 
Başvurucunun şikâyeti üzerine Erciş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kasten öldürme suçundan yürütülen soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilirken başvurucunun başka bir soruşturma dosyasında bulunan beyanlarının temini ile yetinildiğine dikkat çekilen kararda son olarak şu ifadelere yer verildi: “Başvurucunun eşinin ölümünü çevreleyen koşulların netleştirilmesine yönelik olarak Cumhuriyet Başsavcılığınca bu süreçte esaslı bir işlem yapılmamış olması nedeniyle somut olay bağlamında yaşam hakkının gerektirdiği makul bir süre olarak kabulü mümkün olmamıştır. Tüm bu tespitler doğrultusunda somut olayda yaşam hakkı kapsamındaki etkili ceza soruşturması yürütülmesi yükümlülüğünün gerektirdiği derinlikte ve özende bir ceza soruşturmasının yürütüldüğünü değerlendirmek mümkün değildir.” 
 
DAVA YENİDEN GÖRÜLECEK
 
AYM, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna, yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddia ile güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar vererek, yaş hakkının usul boyutunun ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere kararın bir örneğinin Erciş Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verdi. AYM, ayrıca aileye 90 bin TL tazminat ödenmesine de karar verdi. 
 
OLAYIN KRONOLOJİSİ
 
* Van’ın Erciş ilçesi Çelebibağı Mahallesi’nde gece saat 02.00 sularında Ahmet Ataman’ın evine asker ve polisler tarafından baskın düzenlendi. Hediye Ataman, içeride PKK’lilerin olduğu iddia edilerek ateşe verilen evden çıkmasına izin verilmediği için yanarak hayatını kaybetti. Ertesi gün ana akım medya, Ataman olayını “Van’da sıcak çatışma, 1 PKK’lı öldürüldü", "Polisin teslim ol çağrısına karşılık verilmesi üzerine çatışma çıktı" şeklinde yansıttı. Eşinin yardım çığlıklarına karşın yangına müdahale etmek isteyen Ataman’ın eşi Ahmet Ataman aynı gün darp edilerek gözaltına alındı. Ardından tutuklandı. 
 
* Görgü tanıkları, sabah saatlerinde kepçelerle yıkılan evden Ataman’ın yanmış cenazesinin çıkarıldığını, evde iddia edildiği gibi örgüt üyelerinin bulunmadığını, Hediye Ataman'ın 17 yıldır evli olduğunu ve evde hiçbir çatışmanın çıkmadığını anlattı.  
 
* Ataman Ailesi avukatları Esra Akgün ve Mahmut Kaçan, “yaşam hakkının ihlal edildiği”  talebiyle yapılan soruşturmayı iki hafta içinde bitiren Erciş Cumhuriyet Başsavcılığı, takipsizlik kararı verdi. Başsavcılık, Ataman’ın öldürüldüğü evde “örgüt elemanları” ile polisler arasında çatışma çıktığını ve polislerin hiçbir kusurunun olmadığını savundu. 
 
* Ataman Ailesi avukatları Esra Akgün ve Mahmut Kaçan’ın “yaşam hakkının ihlal edildiği” gerekçesiyle Erciş Cumhuriyet Başsavcılığı'nın verdiği takipsizlik kararına itiraz etti. Uzun bir aradan sonra itiraz kararını değerlendiren Erciş Sulh Ceza Hakimliği, Ataman’ın öldürüldüğü evde “örgüt elemanları” ile polisler arasında çatışma çıktığını ve polislerin hiçbir kusurunun olmadığını savundu. 
 
* Karar üzerine Ataman ailesinin avukatları, 6 Mart 2019 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. 
 
* Hediye Ataman’ın tutuklu eşi Ahmet Ataman, hakkında açılan davanın 9 Nisan 2018'de görülen duruşmasında toplam 18 yıl 4 ay hapis cezası verildi. Verilen kararı Erzurum Bölge İstinaf Mahkemesi'ne taşıyan avukatların yaptığı itiraz Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6'ncı Ceza Dairesi tarafından reddedildi.
 
* Bölge Ceza Dairesi’nin kararı üzerine dosya Yargıtay'a taşındı. Yargıtay 16'ncı Ceza Dairesi, Ataman'ın “Devletin birliği ve ülke bütünlüğünün bozmak" iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile yargılanmasına karar verdi. Yeniden yapılan yargılamada, Ataman’a müebbet hapis cezası verildi. 
 
MA / Adnan Bilen