Kürtçenin yapay zekadaki yeri
İSTANBUL - Yapay zekanın hızla dönüştürdüğü dünyada Kürtçenin dijital alandaki yeri merak konusu. Yapay zeka uzmanı Cihad İlbaş, Kürtçenin yapay zeka sistemlerinde gelişebilmesi için dijital içerik üretiminin artırılması gerektiğini söyledi.
Son dönemde dünya yeni bir eşiğe girerken, bu sürecin en önemli başlıklarından biri de "yapay zeka" oldu. Riskleriyle doğayı ve toplumu etkisi altına alan yapay zeka, insan emeğini etkisiz bırakma tehlikesiyle de karşı karşıya. Kapitalist Modernite sistemi içerisinde gelişen yapay zekanın, önümüzdeki yıllarda milyonlarca insanı işsiz bırakma ve birçok mesleği dönüştürme riski taşıdığı belirtilirken bu teknolojinin doğa ve toplum yararına nasıl kullanılacağı ise önemli bir soru işareti olarak duruyor.
Kürtçenin dijital dünyadaki görünürlüğü ve yapay zeka sistemlerindeki temsiliyet sorunu da giderek daha fazla tartışılıyor. Büyük teknoloji şirketleri tarafından geliştirilen yapay zeka uygulamalarının Kürtçeyi ne kadar tanıdığı, milyonlarca insanın konuştuğu bir dil olmasına rağmen Kürtçenin birçok yapay zeka platformunda sınırlı düzeyde desteklenmesi soru işaretlerini beraberinde getiriyor.
Son yıllarda hızla gelişen yapay zeka sistemlerinin Kürtçeyi ne ölçüde tanıdığı, ne kadar doğru çeviri yaptığı ve insanların taleplerine nasıl yanıt verdiği ise merak konusu olmaya devam ediyor. Yapay zeka alanında çalışmalar yürüten ve Kürtçe için yapay zeka destekli dil öğrenme platformu Kurdolingo’nun kurucusu Cihad İlbaş, yapay zekanın Kürtçeyi tanıma kapasitesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İlbaş, yapay zekanın dijital alandaki verilerin toplamından beslendiğini hatırlatarak, Kürtçe için ne kadar fazla dijital materyal üretilirse yapay zeka sistemlerinde Kürtçenin o ölçüde gelişeceğini belirtti.
Kürtçe içeriklerin özellikle dijital alanda oldukça sınırlı olduğuna işaret eden İlbaş, belediyeler ile Kürtçe dil kurumlarının bu alana daha fazla yatırım yapması gerektiğini belirtti. Belediyelerin internet siteleri ve sanal medya hesaplarında Kürtçe içerik üretimini artırmasının yapay zeka sistemlerinin Kürtçeyi öğrenmesinde önemli rol oynayacağını ifade etti. Yapay zekanın Kürtçe hizmet verebilmesinin yolunun dijital kaynakların çoğaltılmasından geçtiğini kaydeden İlbaş, basılı Kürtçe kaynakların da dijital ortama aktarılması gerektiğini söyledi.
YAPAY ZEKA KOMÜNLERİ
Son dönemde yapay zeka alanında önemli gelişmeler olduğunu belirten İlbaş, buna rağmen Kürtlerin bu teknolojiden yeterince yararlanamadığını söyledi. Yapay zekanın ekonomiyi dönüştürdüğünü söyleyen İlbaş, gençlerin metropollerde ucuz iş gücü haline gelmek yerine kendi kentlerinde dijital üretim yapabilecek imkanlara kavuşması gerektiğini ifade etti.
Son dönemdeki komün oluşturma tartışmalarına işaret eden İlbaş, "Komün kavramı aslında 'kom'dan geliyor grup olmak, topluluk olmak anlamına geliyor. Community kavramı gibi. Biz nasıl bir topluluk yaratacağız? Bu birçok alan için geçerli ama yapay zeka için çok daha fazla geçerli. Çünkü en çok bizim ihtiyacımız var. Gençlerimiz göç ediyor Kürdistan'dan metropollere, Avrupa'ya gidiyor. Halbuki yapay zeka ekonomiyi değiştirmek üzere. İnsanlar artık kendi köyünden çıkmadan bütün dünyaya dijital ürünler satabiliyor. Ekonominin değiştiği bir anın içindeyiz. Bizim gençlerimiz metropollerde ve Avrupa'da ucuz iş gücü mü olacak, yoksa dijital uygulamalar ve platformlar geliştirerek kendi şehirlerinde yaşamayı mı başaracak? Şu an tam bunun kıyısındayız ve bu çok hızlı ilerliyor. Yoksullar her türlü geri kalacak çünkü bu teknoloji zenginler için üretiliyor. Ama biz bunu ne kadar lehimize çevirebiliriz? Geride kalma hızını ne kadar yavaşlatabiliriz? Bunun üzerine çok düşünmemiz gerekiyor" diye konuştu.
'KÜRTÇE İÇİN MATERYAL EKSİKLİĞİ ÇOK FAZLA'
Kürtçenin dijital dünyada gelişebilmesi için online eğitim platformlarının önemine dikkat çeken İlbaş, belediyelerin yalnızca kendi kentlerindeki değil, dünyanın dört bir yanındaki Kürtlere ulaşabilecek dijital kurslar oluşturması gerektiğini söyledi. İlbaş, "Bu 'insanın yerini alamaz' deyip göz yumabileceğimiz bir şey olmaktan çıktı. O aşamada değiliz artık. Ya bunu öğreneceğiz ya da çok geri kalacağız. Başka bir yol şu an görünmüyor. Diyarbakır Belediyesi istediği kadar Kürtçe kurs açsın İstanbul'daki 6 milyon Kürt bu kurslara gidemeyecek. O zaman ne yapacağız? Şu an yalnızca İstanbul Kürt Enstitüsü var ve birkaç sınıfı bulunuyor. Biz her yıl sadece 100 kişiye mi Kürtçe öğreteceğiz? Kurumlarımız bu konuda çok atıl ve geriden geliyor. Elbette 90’lardan bugüne çok önemli çalışmalar yaptılar ama Avustralya’da Kürtçe öğrenmek isteyen bir Kürt için buradaki basılı kaynakların bir anlamı yok. Dijital kaynak gerekiyor" ifadelerini kullandı.
'KÜRTÇEYİ ÇEKİCİ HALE GETİRMEMİZ GEREKİYOR'
Kürtçenin pazar dili olmamasının da dilin öğrenilmesini zorlaştırdığını belirten İlbaş, "Hiçbir okul 'Kürtçe biliyor musun?' diye şart koşmuyor. Türkiye'de hiçbir işveren Kürtçe bilip bilmediğini sormuyor. Peki insanlar neden Kürtçe öğrensin? Sadece anneannem ve dedem Kürtçe konuşuyor, ben onlarla anlaşamıyorum gibi bireysel trajediler üzerinden mi ele alacağız bunu? Yoksa biz bununla sinema, tiyatro, edebiyat ve müzik kültürü üretebilir miyiz? Burada bir ekonomi yaratabilir miyiz diye mi yaklaşacağız. Ekonomik şartlar insanları Kürtçe öğrenmeye motive etmediği için, maalesef Kürtçeyi çekici hale getirmemiz gerekiyor. Bu bireysel bir çaba olmaktan çıkıp kurumsal ve toplumsal bir çabaya dönüşmeli. Kürtçede çok güzel şiirler, müzikler, filmler, masallar olduğunu göstermemiz. Türkçeye çevrildiğinde değil Kürtçe haliyle güzel olduğunu hissettirmeliyiz. YouTube'da sayısız Türkçe çocuk içeriği var ama Kürtçe içerik neredeyse yok. Kürtçe içerikler, bir çocuğun birkaç günde tüketip bitireceği kadar az. Sonrasında çocuk Türkçe ya da İngilizce içerik izliyor. İngilizcede sonsuz içerik var" diye konuştu.
'BELEDİYELER YAPAY ZEKA EĞİTİMİ VERMELİ'
Belediyelerin yapay zeka eğitimleri düzenlemesi gerektiğini belirten İlbaş, gençlerin bu alanda üretime teşvik edilmesinin önemine işaret etti. İlbaş "Belediyelerimiz hem Kürtçe eğitimini artırmalı hem dijital ortama taşımalı hem de yapay zeka eğitimleri vermeli. Nasıl İBB'nin İSMEK kursları varsa, belediyelerimizde de acilen yapay zeka kursları açılmalı. Gençler yapay zekayla üretmeye teşvik edilmeli. Belediyeler kullanılmayan binaları gençlere ofis olarak sunabilir bu çok etkili olur. Anthropic'in Claude modeli için 2 milyon kitabın tarandığı söyleniyor. Biz Kürtçe için bunu yapabilir miyiz? Maalesef o kadar basılı kaynağımız yok. Ama çok daha az kaynakla Claude kadar etkili çalışabilecek teknolojiler üzerinde çalışmalar var. Bask bölgesi bunu kendi dili için yapıyor. Orada çalışan Gali, İrlandalı ve Katalan dil bilimciler de var. Onlarla iletişime geçip Kürtçeyi de bu çalışmalara dahil etmek gerekiyor ki kendi modellerimizi oluşturabilelim" şeklinde konuştu.
YAPAY ZEKA ŞİRKETLERİNİN TEHLİKELERİ
Yapay zeka üzerinde çalışan teknoloji şirketlerinin halkların dili ve kültürü için tehlikeler yarattığını söyleyen İlbaş, "Teknoloji şirketleri yerli halkların kültürlerini sömürmeye çok yaklaşıyor. Sanırım bunu Aborjinler üzerinde Google yapmıştı. Aborjinler buna karşı büyük bir direnç gösterdi ve 'Kendi kültürümüzü biz belgeleyeceğiz' dediler. Biz böyle bir şey yapacak mıyız? Türkiye'de şu an insanlara telefonlarına uygulama kurdurup gün boyu konuştuklarını kaydettiren birçok yapay zeka şirketi var. Kürtçe için de olacak bunlar. Buna ne kadar hazırlıklıyız? Biz bunu kullanmayacağız demekle bu iş bitmiyor. Buna karşı koyamayız. O yüzden bizim de üretmemiz gerekiyor" dedi.
'ZAZAKÎ TEHLİKEDE'
Kürtçenin lehçelerinde değinen İlbaş, "Google Gemini modeli Zazakî konusunda Kurmancî'ye göre bile çok daha kötü durumda. Sorani için onlarca gazete ve yüzlerce televizyon olduğu için veri daha iyi durumda. Ama Zazakî için ekstra bir çaba gerekiyor. Yapay zekanın tanımadığı, yeterli veriye sahip olmadığı diller 1 veya 2 yıl içinde çok büyük tehlike altında olacak. Eskiden Google bizi listelesin diye sitelerimizi optimize ediyorduk. Şimdi ise yapay zeka modelleri verilerimizi öğrensin ve bunlardan bir şey üretsin diye uğraşıyoruz. Ama Zazakî hem basılı hem dijital yayın açısından çok yetersiz. Var olan yayınların dijitalleşmesi çok acil bir ihtiyaç" diye konuştu.
'KÖY KÖY DOLAŞIP VERİ TOPLAMAMIZ GEREKİYOR'
İlbaş son olarak şunları söyledi: "Kürtçe uzun süre yasaklı bir dil olduğu için sözlü kültürü çok gelişmiş bir dil. Güney Kürdistan'da Sorani resmi statü kazandıktan sonra köy köy dolaşılıp hikayeler ve sözcükler derlenmiş. Bizdeki Kurmancî sözlüklerde bile bazı yerlerde Sorani'den yararlanılmış. Dolayısıyla bizim de köy köy dolaşıp veri toplamamız gerekiyor. Sözlü kültür derlemeleri yapmalı, bunları veri tabanına dönüştürmeli ve geliştiricilerin erişebileceği dijital kütüphaneler kurmalıyız.”
MA / Melik Varol