WAN - Unutulmaz çocuk kitaplarının yazarı Samed Behrengi'nin şüpheli ölümünün üzerinden 59 yıl geçti. Behrengi'den geriye kalan kitapları ise, bugün milyonlarca insanın yolunu aydınlatmaya devam ediyor.
İran ve Nahçıvan arasında bulunan Aras Nehri'nde şüpheli şekilde yaşamını yitiren Azeri yazar Samed Behrengi'nin ölümünün üzerinden 59 yıl geçti. Köy öğretmeni olan Behrengi, 29 yıllık yaşamına bilinen 16 eser sığdırdı. Behrengi, 24 Haziran 1939 tarihinde İran’ın Tebriz şehrinin Çerendab Mahallesi’nde Saray ve İsmet Behrengi çiftinin 6'ncı çocuğu olarak dünyaya geldi. Yoksul ve işçi bir ailede üç kız ve iki erkek kardeşle birlikte büyüyen Behrengi, 18 yaşında öğretmenliğe başladı. 11 yıl boyunca İran Azerbaycan’ının 11 köyünde çocuklara öğretmenlik yaptı. İdealist kişiliği ve güçlü kalemiyle o günlerde adından söz edilmeye başlanan Behrengi, dönemin monarşist müfredatı ve kendi deyimiyle “düzen öğretmenliği”ni reddederek, gittiği okullarda çocuklara, hayatı sorgulamayı, sınırlara hapsolmamayı, toplumsal norm, örf ve adetler içinde boğulmamayı, kalıpları yıkmak için soru sormayı ve sorgulamayı öğretti.
Behrengi'nin kalıplara sığmayan kişiliği henüz ortaokul yıllarında kendini göstermeye başladı. Tebriz Öğretmen Okuluna giden Behrengi, okulda yaşanan hiç bir olaya sessiz kalmaması, okulda hâkim olan düzene sürekli eleştiriler yöneltmesiyle aradan sıyrıldı. Birkaç düşünce arkadaşıyla birlikte güncel haber, makale, şiir ve duyuruların tek bir büyük kâğıda (veya panoya) yazılarak ya da asılarak kitlelere ulaştırıldığı adına "duvar gazetesi" denilen gazeteyi yayımlamaya başladı.
Samed Behrengi, öğretmen okulunu bitirdikten sonra Azerşehr’e gitti. Memegan, Gogan, Ahircan ve diğer köy okullarında öğretmenlik yaptı.
ÖĞRETMENLİK ONUN İÇİN SADECE BİR MESLEK DEĞİLDİ
O dönemler onu en yakından tanıyan kişilerden biri olan ağabeyi Esed Behrengi'nin kardeşi hakkında kaleme aldığı bilgilere göre, Samed Behrengi, öğretmenliği sadece bir meslek olarak görmüyor, çocuklara hizmet etmenin bir yolu olarak kabul ediyordu.
Samed Behrengi’nin en bilinen kitabı "itaatsizlik" anlatısının yer aldığı “Küçük Kara Balık” İran'da hala yasaklı kitaplardan biri. Türkiye'de ise 12 Eylül darbesi ardından yasaklandı. Samed Behrengi, 31 Ağustos 1967’de Aras Nehri’nde yaşamını yitirdi. Kayıtlara "yüzerken boğulduğu" iddiasıyla geçen bu ölüm, başta ailesi ve sevenleri olmak üzere İran Azerbaycan'ında büyük bir tepkiye neden oldu. Cenazesi Tebriz’e getirilen Behrengi, İmamiye Mezarlığı’na defnedildi.
İran'ın monarşist rejimine karşı toplumsal muhalefetin giderek kuvvetlendiği süreçlerde kaleme aldığı çocuk kitaplarıyla özellikle İran Azerbaycan'ında binlerce kişiyi etkileyen Samed Behrengi, anadili olan Türkçeye bağlılığıyla da Azerbaycan Edebiyatına çok büyük katkı sağladı. Bölgeden topladığı masalları ve yazdığı hikayeleri kendi anadilinde yazmasına karşın dönemin Şah rejiminin katı sansür yasaları nedeniyle Behrengi, kitaplarını resmi dil olan Farsça basmak zorunda kaldı. Anadilde eğitimin önemini her makalesinde vurgulayan Behrengi, bu anlamda İran eğitim sistemini de sıkça eleştirdi.
Dönemin bölgeyi en çok etkileyen düşüncelerinden komünizme yakınlık duyan Behrengi, İran halklarının büyük çoğunluğunu oluşturan köylülerin ve işçilerin sistematik olarak sömürüldüğünü de yazılarında kaleme aldı.
ŞÜPHELİ ÖLÜMÜ İNFİAL YARATTI
Behrengi'nin şüpheli ölümü Şah rejiminin yıkılışının da taşlarını döşedi. İran muhalefeti, özellikle de sol ve devrimci gençlik hareketleri, Behrengi'nin ölümü ardından ölümün bir suikast olduğunu savundu. Şah rejiminin gizli servisi olarak bilinen Saziman-ı İttilât ve Emniyet-i Keşver (İstihbarat ve Devlet Güvenlik Örgütü-SAVAK) söz konusu ölümden sorumlu tutuldu. Hükûmet olayı "yüzme bilmeyen bir öğretmenin boğulması" olarak kayıtlara geçirdi. Dönemin en etkili İranlı entelektüellerinden Celal Al-i Ahmed, yayımladığı yazılarla Behrengi'nin ölümünü doğrudan rejimin işlediği bir cinayet olarak nitelendirdi. Bu açıklama, toplumsal infiali büyüttü. Tebriz ve Tahran’da üniversitelerde öğrenciler sokaklara döküldü. Üniversite gençliği dersleri boykot ederek anma yürüyüşleri düzenledi. Yürüyüşlerde SAVAK'ı suçlayan bildiriler dağıtılırken Behrengi'nin Tebriz’deki cenaze töreni de protesto yerine döndü. Behrengi'nin yakın arkadaşlarından Behruz Dehkani'nin de içinde bulunduğu İran Halkın Fedaileri Çerikleri gibi Marksist-Leninist örgütler, Behrengi'yi dağa çıkışın ve silahlı direnişin en büyük sembolü olarak anmaya başladı.
'NEREDE BİR SU BULSAM ÇEKTİM'
Ulaştığımız yeğeni Ayda Behrengi, doğmadan önce kaybettiği amcasının ölümünün hala soru işaretleriyle anıldığını dile getirdi. Amcasıyla tanışamamasının üzüntüsünü yaşadığını dile getiren Ayda Behrengi, kitaplarıyla ve ailesine bıraktığı mücadele mirasıyla amcasını tanıdığını söyledi. Ayda Behrengi, amcasının ağzından çıkan ve ailesinin bir miras gibi kuşak kuşak aktardığı şu sözlerini aktardı: "Mantar gibi doğmadım. Anasız babasız. Ama mantar gibi büyüdüm. Çabuk vazgeçmedim, nerede bir nem varsa çektim. Kimse bana su vermedi. Büyüdüm, bir iğde ağacı gibi eğri büğrü, az suyla yetinen. Ve Azerbaycan köylerinin öğretmeni oldum.”
Behrengi ölümünün 59'uncu yılında unutulmazken, çocuklara yazdığı ve tüm kitlelere kalan kitapları hala dilden dile çevrilerek milyonlara ulaşmaya devam ediyor.
MA / Ceylan Şahinli