EMEP Genel Başkanı: Komisyon eşit ve özgür birlikten yana olmalı

img

İSTANBUL - Meclis’te kurulan komisyonu da bir mücadele alanı olarak tarifleyen EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, komisyonun eşit ve özgür birlikten yana gerçek bir çözüm komisyonu olması gerektiğini, bunun için mücadele edeceklerini söyledi. 

 
Kürt sorununun çözümü için başlatılan "Barış ve Demokratik Toplum Süreci" kapsamında Meclis'te temsil edilen partilerin temsil edildiği 51 üye ile kurulan komisyon, yarın (5 Ağustos) toplanarak çalışmalarına başlayacak. Komisyon'da İstanbul Milletvekili İskender Bayhan ile temsil edilecek Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, komisyon hazırlıklarına, önemine ve çalışmalarına dair Mezopotamya Ajansı'nın (MA) sorularını yanıtladı. 
 
*Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat "Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” ve sonrasında kimi gelişmeler yaşandı. Süreç sonrası PKK'de fesih kararı alıp silahları yakma töreni gerçekleştirdi. Ancak henüz iktidar tarafı bir adım atmış değil. Gelinen aşamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
EMEP başından beri Kürt sorununun eşit haklar temelinde çözülmesini savunmuş ve bunun için mücadele etmiştir. Devletin adım atması, sadece iç dinamiklerle değil; dış politikayla da ilgilidir. Türkiye'nin iç politikası dış politikasından kopuk olmadığı için başta Suriye olmak üzere, Ortadoğu'daki gelişmelerin belirsizliği sürecin belirsizliğini de koşullayan etkenler arasına girmiş bulunuyor. Türkiye'nin emperyalist ABD'ye bağımlılığını da hatırda tutmak gerekiyor. Öyle ki Türkiye'nin ABD Büyükelçisi Thomas Barrack'ın Osmanlı millet sistemi adıyla ortaya attığı bir kavram bile iktidarda birtakım hayallere yol açtı. Türkiye bölgedeki paylaşım savaşından olabildiğince çok pay almak, nüfuz ve bina inşa etmek, Suriye'de zayıflamış ordunun eğitiminden, Colani'nin akıl hocalığına kadar bir dizi fonksiyona talip. 23 yıllık iktidarın sonunda ekonominin geldiği kritik düzey de onu buna mecbur ediyor. Türkiye'nin yeni pazarlara, sermaye birikim alanlarına ihtiyacı var. Ne var ki bunlar büyük güçlerin kapışmaları, rekabeti, onların arasındaki siyasal dolayımlardan, Suriye'deki Kürt varlığı ile ilgili stratejik anlaşma ve anlaşmazlık süreçlerinden geçmek zorunda. İktidar tam da bu sarmala bile isteye girdiği için somut adımlar atamaz. Diğer yandan türlü geriye dönüşü mümkün kılan türbülansa açık. Bölgede, Kürt tarafından devlette doğal olarak bir güvensizlik var. Devlet neredeyse tam teslimiyet bekliyor. Kürtler ise çözüm. Silahlar eğer bırakılacaksa ki bunun kararı alınmış durumda, o zaman silahların kullanılmasına yol açan siyasal ve toplumsal koşullarda bir değişime dair somut adımlar atılmalı, ancak iktidar buna yatkın olduğunu gösterecek işaretleri vermiyor. Kürtlerle anlaşmak istemesiyle iç ve dış dinamikleri yönetme tarzı arasındaki çelişki yerinde saymaya mecbur ediyor; sürekli beklenti halinde tutarak ve her şeyin kendi iç ve dış hedeflerine uygun olarak kolayca hallolmasını istiyor. Kürtlerin talepleri ayak bağı olmasın, DEM Parti Cumhur İttifakı'na entegre olsun, Kürt-Türk sermaye birliği dışarda ve içerde ortak yağmanın gücü olsun. Süreç de şirket gibi yönetilen bir devlete kâr getiren bir iş olsun. Tabii, bir de iktidarın bekası için Kürtler nöbete dursun istiyor. Bu bir saray temennisidir. Oysa Türkiye'de her milliyetten işçi sınıfı ve emekçiler demokrasi, özgürlük ve eşitlik istiyor. Bu da bir mücadelenin konusu. Bu mücadelenin koşullarından veya sonuçlarından biri Türkiye'nin ABD'ye bağımlılığının kopması ve demokratik bir sistemin kurulabilmesidir. İktidar başta atanan kayyumları geri alarak, seçilmiş belediye başkanlarının görevine dönmesini sağlamak, Öcalan ve tüm siyasi tutsakların tutsaklığına son vermeli, Kürtlerin ana dil başta olmak üzere ulusal haklarını tanıyarak, eşit özgür birliğin ile kalıcı barış için ülkenin demokratikleşmesi yönünde adımlar atmalı. Yargının Kürtler, tüm muhalifler ve işçi emekçiler üzerinde baskı aracı olarak kullanılmasından, tutuklu yargılamayı bir cezalandırma yöntemi olarak uygulamadan vazgeçmeli, operasyonlar durdurulmalı.
 
Uzun süredir tartışmaları devam eden komisyon kuruldu ve 5 Ağustos'ta ilk toplantısını gerçekleştirecek. Partiniz de komisyonda bir milletvekili ile temsil ediliyor. Komisyon önemi ve nasıl bir sorumluluk üstlenmesi gerektiği hakkında ne düşüyorsunuz?
Partimiz komisyondaki tek vekillik varlığını halktan izole edilmiş bir varoluş biçimi olarak tasarlamıyor. Partimiz işçi ve emekçilerle, halkın çeşitli kesimleriyle komisyon çalışmalarını bilgilendirmek üzere toplantılar yapmayı planlıyor.
 
İsmi iktidar partileri tarafından "Terörsüz Türkiye" olarak belirlenen, bu partilerin üye çoğunluğu sağladığı, kuruluş ve çalışma biçimi konusunda Meclis toplamının fikrinin alınmadığı ve yasayla oluşturulmasından kaçınıldığı bir komisyonun hiçbir öneminin olmaması gerekir. Ne var ki Türkiye'de her alanda en küçük bir hak bile büyük mücadeleleri gerektiriyor. Meclis için de geçerli bu. Dolayısıyla Cumhur İttifakı ve yanındaki partilerin Meclis'teki süreci kendi istedikleri biçimde yönlendirilmesine izin verilemez. Parlamentodaki süreç komisyonu en azından şimdiye dek kapalı kapılar ardında, bir istihbarat görüşmeleriyle başlatılan böyle bir sürecin nasıl yürütülmesi gerektiği konusunda önemli mücadelelere sahne olacak gibi görünüyor. Komisyon çalışması iktidarın "süreç" adı altında tıkadığı Kürt sorununun çözümünü nasıl gündeme almak gerektiği konusunda tartışmaya uzak tutulan, asıl yanlarının halka açık tartışılarak halkın gündemi şekillendirilebilir. MHP'li komisyon üyesinin açıklamalarına bakılınca iktidar, içerdeki tartışmaların dışarı sızmasını engelleyebilecek önlemler, örneğin basın yasağı gibi, kararlar alabilir. Ancak partimiz komisyondaki tek vekillik varlığını halktan izole edilmiş bir varoluş biçimi olarak tasarlamıyor. Partimiz işçi ve emekçilerle, halkın çeşitli kesimleriyle komisyon çalışmalarını bilgilendirmek üzere toplantılar yapmayı planlıyor.
 
Basına kapalı olacağını iktidar duyurdu, ama muhalefet olarak bu konuda ortak bir tutum var mı?
 
Zaten toplumun bütün örgütlü kesimlerinin, emek ve meslek örgütlerinin, aydınların, etkili kişilerin dahil olmadığı, Meclis'e sıkıştırılmış bir komisyon çalışmasının derde deva olmayacağını biliyoruz. Kürt sorununun çözümü dahil demokratikleşme sürecinin halkın inisiyatifi örgütlenmeden gerçekleşmesi söz konusu olmaz. Komisyonda DEM, CHP, EMEP ve TİP'in işbirliği yapması bu bakımdan önemli olacak. Partimiz bu komisyona bir şerhle dahil oldu.
 
Nedir o şerh?
 
Komisyona katılma gerekçemizi açıkladığımız basın bildirisinde şöyle demiştik: "İşçilerin, emekçilerin, gençlerin sürece katılımı, bilgilendirilmesi, taleplerinin ve çözüm önerilerinin komisyon gündemine getirilmesi için çalışacaktır. Bunun olanaklarının kalmadığını düşündüğü ve yetkili kurullarının gerekli gördüğü koşullarda da komisyondan çekilmek de dahil üzerine düşeni yapacaktır." Benzer açıklama CHP'den de geldi. Daha en başından bu şerhin konulduğu bir komisyonda herkes elinden geleni yapmaya hazır. Ama sabotajlara, yasaklara, engellere rağmen kimse kimsenin dostlar alışverişte görsün mizanseninin oyuncusu ya da yedeği olmaz.
 
Sizin komisyona dair önerileriniz neler?
 
Gerçek bir çözüm ve eşit özgür birlikten yana adım atılacaksa; komisyonun adının barış, demokrasi, eşitlik gibi kavramlar içererek bir çözüm komisyonu olması, kararların nitelikli çoğunlukla alınması Meclis dışında emek meslek örgütleri demokrasi güçlerinin katkı ve katılımına açık olması gibi öneriler kabul görmelidir. 
 
Bazı muhalefet kesimleri, sürece ve komisyon çalışmalarına destek vereceklerini, ancak Erdoğan'ın yeniden seçilme gibi hesaplarının olabileceğine dikkati çekerek, çekilebileceklerini açıkladı. Muhalefet her koşulda bu komisyonda olmalı mı, komisyonu Türkiye'nin demokratikleşmesi açısından bir mücadele zemini olarak mı ele alınmalı?
Kürt sorununun çözümü artık halkın yükselteceği basınca, talepleri için vereceği demokratik ve siyasal mücadeleye bağlıdır.
 
Ulusal sorunun çözümünü her iktidar, hükümet kendi anlayışınca ele alabilir. Bizim reel durumumuz iktidar ortaklarının Kürt sorununu yıllarca "terör" sorunu olarak görmesidir. Aslına bakılırsa hala öyle görüyor. Kürt halkı bu anlayıştan çok acı çekti, baskı gördü. Silahlı mücadelenin bırakılması için savaşan taraflar; devletin mevcut aygıtları ve silahlı güçler arasındaki görüşmeler doğaldır. Ancak Kürt sorununun çözümü artık halkın yükselteceği basınca, talepleri için vereceği demokratik ve siyasal mücadeleye bağlıdır. Bu bakımdan evet, iktidarda kimin olduğu değil, hangi iktidar olursa olsun temel ve kolektif hakları tanımayan, yok sayan, telaffuz bile etmeyen hangi iktidar olursa olsun ona karşı verilecek mücadeledir. Söz konusu olan şu anda Cumhur İttifakı'dır ve onun eveleyip gevelemesine, süreci kendini güçlendirmek için bir manivela haline getirmesine sessiz kalınamaz. Kürt sorununun çözümü demokrasi mücadelesiyle iç içe geçmişse, bu mücadelenin hedefi hiçbir demokratik kurumu yaşatmamaya azmetmiş mevcut rejimin, tek adam sisteminden de kurtulmak gerektiği anlamına gelir. Biz, bu değişimin hedefinin emekçilerin, halkın her düzeyde inisiyatifini kullanabildiği halk demokrasisi halk egemenliği olarak tanımlıyoruz. Kürt siyasetinin de kendi önerileri var elbette. Sorun asıl olarak sahada konunun muhatapları arasındaki mücadele ve müzakereyle çözülebilir. Dolayısıyla Kürt sorununun çözümü halk egemenliği için iktidar mücadelesiyle iç içedir ve iktidar karşıtlığı bunun asgari koşuludur. İktidar yeniden seçilmeyi isteyebilir. Komisyonun nesnel varlığı iktidarı tekrar iktidar yapmak değil. İktidar partileri muhakkak buna yatırım yapıyordur. Ancak bu tür soruların Türkiye'de birikmiş deneyimlerden kaynaklandığı da anlaşılıyor. Birincisi AKP ne istediyse yapmış olan CHP'ye ilişkin geçmişe ait kaygılar, ikincisi DEM Parti ve Kürt kitlesinin Cumhur İttifakı'nı tamamlayıcı bir öğeye dönüşmesinden duyulan korku. Bazı sol kesimler de bu süreci donmuş bir süreç olarak görüyor.  Oysa Türkiye politik gelişmeler ve mücadele açısından dinamik bir ülke ve bu dinamizmi gözden uzak tutmak, mücadele alanlarında olmamak ya da etki gücünü kullanmamak baştan teslimiyet anlamına geliyor, bu görülmüyor.
 
Karşı çıkışların temel kaynağı nedir size göre? Yani iktidar karşıtlığı bunu mu gerektiriyor ya da sürece duyulan güvensizlik? Bu kaygılı kesim, değişim, dönüşüme dair bir etki gücü oluşturamazlar mı?
 Faşizmi püskürtebilecek yegane güç halkın mücadelesidir. Süreç faşizan bir zihniyetin kodlarına göre tahkim edildi, ancak şimdiye kadar olan gelişmeler bile bu kodların yer yer bozuma uğratılabileceğini gösteriyor.
 
Karşı çıkışların kaynağı kendine ve halka, değiştirme gücüne bir güvensizlikten ibaret. Sürecin olanakları ve kısıtları olabilir; önemli olan olanakları büyütmek, Erdoğan'ın DEM Parti’yi Cumhur İttifakına dahil etmek gibi provokatif ifadelerinin hayatta bir karşılığı olmayacağını anlamaktır. Türkiye'de bir yandan ultra milliyetçi partiler bir yandan da kimi ulusalcı sol fraksiyonlar; kimisi yüksek sesle kimisi daha düşük tonla iktidarın başlattığı süreç için tepki gösteriyorlar. Birinciler 50 yıldır süren silahlı mücadelenin devam etmesini, öldürerek çözmeyi mubah görüyor. Bunlar toplumun geri eğilimlerini, yüklenmiş fantezilerini kışkırtarak kendilerine iktidar yolu açmaya çalışıyorlar. Diğerleri için de bir apolitizm içinde olduklarını söylemek mümkün. Ve bunu aynı zamanda uzun yıllara dayanan ulusal hak mücadelesinin sonucu olarak da gündeme geldiğini görmüyorlar. Önümüze süreç diye bir şey çıktı ve Türkiye nüfusunun en az üçte birini oluşturan Kürt kitlesini ve örgütlerini bu durum taraf olarak ilgilendiriyor. Geri kalan nüfusun kaderini de belirleyecek bu gelişme tüm demokrasi güçlerini de ilgilendiriyor. Doğru politik tutum her verili koşulda mücadele edebilme yeteneğinin geliştirilmesi ve bu doğrultuda emekçileri örgütleyebilme, bilinç ilerlemesinin olanaklarına dönüştürülmesidir. Faşizmi püskürtebilecek yegane güç halkın mücadelesidir. Süreç faşizan bir zihniyetin kodlarına göre tahkim edildi, ancak şimdiye kadar olan gelişmeler bile bu kodların yer yer bozuma uğratılabileceğini gösteriyor. Bu durumda denebilir ki siyaset dışında kalmak, özgüvensizliktir.
 
Partiniz komisyon çalışmalarına dair nasıl bir hazırlık içinde? Komisyondaki temel hedefi nedir?
 
Açıkçası komisyon bir karar organından ziyade iktidar tarafından zevahiri kurtarmak, demokratik görünmek için kurulmuş bir yapı. Bileşeni özenle oluşturuldu. Doğrudur, asıl söz Cumhur İttifakı'na verildi ki kendileri söyleyip kendileri oynasınlar. Her gün biraz daha güç kaybına uğrayan Erdoğan iktidarı, bu komisyona ayrıca Anayasa Komisyonu gibi bir rol de yüklemek istiyor. O bakımdan komisyon çalışmalarında püskürtülmesi gereken bir dizi niyet olacak. Biz komisyondaki çalışmalarımızı sahip olduğumuz 1 oy ile iş birliği yapabileceğimiz partilerin oy oranı ile ölçmüyoruz. Temel önceliğimiz komisyondaki ve parlamentodaki toplam gücümüzle Türk ve Kürt emekçilerinin çıkarlarını savunmak, olan bitenden haberdar olmalarını sağlamak, iktidarın ayak oyunlarını teşhir etmek ve gerçek çözüm yolunun süreci bir mücadele alanına çevirecek dinamikleri geliştirmek olduğunu bir kez daha göstermektir. Erdoğan iktidarının miadı çoktan dolmuştur. Her konu gibi komisyon meselesi de iktidar için tek adam rejimini korumaktan ibarettir. Bu sadece iktidarın değil, onun yamacında nemalanan büyük sermayenin de niyetidir. Nasıl grev alanlarında, kampüslerde, tarlada, zeytinliklerde, belediyelerin ele geçirilmesine karşı sokaklarda ve hayatımızı kazanmak için mücadele ediyorsak; her türlü baskıya rağmen meydanlara çıkıyorsak komisyonda da mücadele edeceğiz. Faşizme karşı mücadelenin çok çeşitli alanları vardır; hiçbirine seyirci kalamayız.
 
MA / Ömer İbrahimoğlu

Diğer başlıklar

30/08/2025
23:04 2 Eylül Kuruluş Festivali: Beritanlaşarak, İbrahimleşerek mücadeleyi büyütüyoruz
21:56 DEM Parti: Yarın Riha'da buluşalım
21:17 Sebahat Tuncel: Öcalan Meclis'te siyaset yapabilmeli
20:53 Hesekê’deki DAİŞ operasyonun sonuçları açıklandı
19:34 Gençlerden 1 Eylül mitingine davet
19:28 Husiler, Ahmed er-Rehavi’nin öldürüldüğünü doğruladı
19:25 Tarihçi Aydın: Kürt hareketinin aldığı riski savunmak gerekir
19:16 Serinlemek için girdiği sulama kanalında boğuldu
19:05 Yatalakken tutuklanmıştı: 1 yıl sonra tahliye edildi
18:46 Kerboran'daki yangın söndürüldü
18:30 Kürt işçilere saldırıya tepki: Münferit değil
18:16 Karatepe memleketi Bismil’de toprağa verildi
17:57 Sedat Arslan için taziye kuruldu
17:46 Amed’de kaza: 1 ölü, 16 yaralı
17:00 Hevsel'deki yangın kontrol altına alındı
16:58 Wan'da 'barış' paneli: Öcalan'ın özgürlüğü noktasında adım atılmalı
16:42 Qamişlo'da 'Adem-i Merkeziyetçi Bir Suriye’ye Doğru' paneli
16:24 Demokratik Birlik İnisiyatifi’nden Çewlîg’te buluşma
16:07 Amed Kent Konseyi Dil Meclisi yönetimini belirledi
16:01 Agirî ve Ankara'da 1 Eylül yürüyüşüne çağrı
15:44 TUAY-DER Êlih Temsilciliği yeni yönetimini belirledi
15:37 Wan Gölü’nde ölü bulunan kadının kimliği belli oldu
15:34 Wan-Colemêrg yolunda kaza: 4 ölü
15:17 İdama mahkum edilen 3 kadına İtalya’dan fahri vatandaşlık
15:15 Westan’da orman yangını
15:14 Arap Dünyası Sosyal Demokratlar İttifakı Başkanı Bafil Talabani oldu
15:08 Hasta tutsaklar Tenzile Acar ve Emin Aladağ için tahliye talebi
14:46 30 yıl tutsaklığın ardından Amed’de karşılandı
14:43 Zorla Kaybedilenler Günü: İHD'den 10 talep
13:46 Kayıp yakınlarının adalet talebi büyüyor
13:45 Kerboran'da orman yangını
13:26 Kürt yazarlar buluşmasında 'birlik' mesajı
13:20 AKP’li başkanlardan partilerine ‘üvey evlat’ tepkisi
13:00 Tutsaklara cezaevi koridorları temizlettiriliyor
12:53 Cumartesi Anneleri: Barış geçmişin adil aydınlatılmasıyla mümkün olur
12:51 İstanbul'un 1 Eylül programı belli oldu
12:20 DAİŞ'e karşı operasyonda 39 kişi yakalandı
12:19 Tahliye edildikten 7 ay sonra hayatını kaybetti
12:10 Amed’de 1 Eylül yürüyüşüne çağrı
11:43 Amed’te tiyatro sahnesi Jîn oyunuyla 'perde' diyecek
11:41 Deprem konteynerinde yangın: 3 yaşındaki çocuk öldü
11:20 Riha’da şüpheli kadın ölümü
11:04 Barış Kürsüsü'ne katılan kadınlar: Sürece büyük katkı sunacağız
09:55 1 Eylül çağrısı: Newroz ruhuyla karşılayalım
09:53 Çelebi: Çözümün muhatabı işçi sınıfı ve emekçilerdir
09:44 Erdîş’te halkın önerileriyle hizmet üretiliyor
09:40 KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak'tan TİS tepkisi: Süreç heba edildi
09:14 ‘Hasta tutsakların özgürlüğü barışın en somut adımıdır’
09:13 Komisyon üyesi Ekmen: Herkes için demokrasi ve adalet sürece güveni arttırır
09:06 Engelli çocuğa tecavüz: Karın ağrısıyla götürüldüğü hastanede doğum yaptı
09:06 Karadeniz’de köy köy süreç buluşması: Endişe ve öneriler Öcalan'a iletildi
09:05 Tarihi kale halka kapalı
09:04 Belediyeden kentsel dönüşüm gaspı: Halk 'adil sözleşme' istiyor
09:03 ÖHD'li Akın: Tecrit sürüyor, halkın beklentisi somut adım
09:02 Öcalan bir ütopyayı gerçekleştiriyor
09:00 30 AĞUSTOS 2025 GÜNDEMİ
08:36 Hesekê’de DAİŞ'e karşı operasyon
07:40 Riha'da ilçe ilçe 1 Eylül çalışması
29/08/2025
23:33 Hunergeha Welat'tan yeni klip: Kerwan
23:06 Nanaxaanım Babazade için serbest bırakılma çağrısı
22:19 Alevilerden barış için ‘aktif rol alacağız’ mesajı
21:29 Cizîr Belediyesi kadın buluşmalarını sürdürüyor
21:03 Wan Gölü'nde bir kadın cenazesi bulundu
21:00 ICRC: Dünyada 300 bine yakın kayıp kişi var
20:56 Süveyda'da rehineler karşılıklı olarak serbest bırakıldı
20:44 Licê’de yangın bölgesinde yurttaşlar nöbette
20:37 Kürt işçilere saldıran Cemal Özer tutuklandı
20:32 Kocaeli’nde kadına yönelik şiddet
20:31 ÖHD’den Diyanet’e Kürtçe hizmet verilmesi talepli başvuru
20:00 Gazze'de hayatını kaybedenlerin sayısı 63 bini aştı
19:53 Bursa’da maki yangını
19:50 223 işçi direnişte: Hakkımızı alacağız
19:41 Ankara'da ateşli piknik yasağı uzatıdı
19:39 Mêrdîn’de uyuşturucuya karşı yürüyüş
19:37 Trump yönetimi, Filistinli yetkililerin vizelerini iptal etti
19:30 Erdoğan, Çin'e gidecek
19:18 1 Eylül eylemleri: Sürecin yasal zemini oluşturulsun
19:09 Meclis'te Gazze tezkeresi kabul edildi
18:19 Şirnex’te öğrencilere ajanlık dayatması protesto edildi
18:07 DEM Parti’den Filistin için 11 öneri
17:39 Licê’dek yangın büyüyerek devam ediyor
16:34 Dêrazor Askeri Meclisi: 2 DAIŞ’li yakalandı
16:23 Askerlerin yaktığı esrar yangına neden oldu
16:01 Silêmanî’de bir helikopter düştü
16:00 İsrail’in saldırıları sürüyor: 47 kişi katledildi
15:41 Berat Nazlıcan’ın taziyesine kitlesel ziyaret
15:19 Kadınlardan Diyanet hakkında suç duyurusu: Haklarımızdan vazgeçmiyoruz
14:54 DBP ve DEM Parti’den Celal Talabani’nin mezarına ziyaret
14:32 30 yılın ardından tahliye oldu: Öcalan'ın çağrısına cevap olacağız
14:04 Moritanya’da tekne battı: 49 ölü, 100’ü aşkın kayıp
13:55 BM: İran’da 8 ayda 841 kişi idam edildi
13:51 CHP İstanbul seçimi iddianamesi hazırlandı
13:44 SOHR: Süveyda’da ölü sayısı 2 bini aştı
13:30 BM Genel Sekreteri'nden İsrail'e Gazze uyarısı
13:23 DEM Parti komisyon üyeleri: Önerileri kıymetli buluyoruz
12:52 İsrail ‘ateşkes’ kararını sonlandırdı
12:51 Dumlu Cezaevi'nde tutsaklara saldırı
12:12 DBP’den Niğde'deki saldırıya dair açıklama
12:12 İran-İsrail savaşına dair paylaşıma 2 yıl ceza
12:11 TÜİK'e göre Temmuz'da işsizlik azaldı
12:10 ‘Sosyal Demokratik İttifak Konferansı’ üçüncü gününde
11:34 Kent kent 1 Eylül programı
11:32 Kürt işçiye saldırıda MHP’li başkandan ‘kuru sıkı’ baskısı
09:51 Öcalan: Demokratik toplum, barış ve entegrasyon bu sürecin üç kilit kavramıdır
09:13 ÖHD Eş Genel Başkanı: Komisyon Abdullah Öcalan’ı dinlemeli
09:12 Artık pazar bile pahalı
09:11 1 Eylül çağrısı: Demokrasi talebi için Kadıköy'e
09:10 Êlih’te 1 Eylül programı belli oldu
09:09 Nanaxanim Babazade'nin avukatı: Nana'nın sesini duyuralım
09:06 Basa’da yeni sondaj kuyusu açılıyor: Doğa tahribatı derinleştirilecek
09:05 Komisyonun Kürtçe engeline tepki: Dil kabul edilmezse barış olmaz
09:04 PSAKD Genel Başkanı: Gerçek bir barış konuşulacaksa Öcalan serbest bırakılmalı
09:02 Komisyona ilettiler: Abdullah Öcalan'la görüşülmeli
09:01 Sur'un hafızasına odaklanan belgesel: Bîra Sûrê
09:00 29 AĞUSTOS 2025 GÜNDEMİ
00:12 Niğde'de Kürt işçilere ırkçı saldırı
28/08/2025
23:36 DEM Parti ve DBP heyeti Silêmanî'de
23:02 İsrail İHA’sı Nakura’da düştü: 2 ölü
22:56 Cizîr'de kadın buluşması
22:52 Meletî’de günlük trafik kazası bilançosu: 7 kaza, 22 yaralı
22:32 Cinsel saldırı suçlusu öğretmene 159 yıl ceza
21:53 Meletî'de 3.8 büyüklüğünde deprem
21:18 Riha’da miting çalışmaları sürüyor
20:20 Êzidî Kadınların Rönesansı Konferansı sonuç bildirgesi
20:15 İran’da kadın tutsaklara yeni dava
20:05 İzmir Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi kuruluşunu ilan etti
19:33 Fed üyesi Lisa Cook, Trump'a dava açtı
19:25 223 işçi işlerine geri dönmek için direnişte
19:18 Basa’da yüzyıllık Zêw geleneği sürdürülüyor
19:15 DEM Parti'den İstanbul'daki mitinge katılım çağrısı
18:40 Özgül Saki, Nanaxaanım Babazade'yi GGM’de ziyaret etti
17:45 Dipsizgöl Köyü’nde maden protestosu
17:27 Komisyon akademisyenleri, iş insanlarını ve sendikaları dinleyecek
17:25 Bursa’da orman yangını
17:23 Avrupa’lı belediye başkanlarından İmamoğlu’na ödül
17:16 DEM Parti heyeti İmralı’dan döndü
17:04 Binali Yıldırım: Adem-i merkeziyet üniter devlete tehdit değil
16:54 1 Eylül Akdeniz'de şölenle kutlanacak
16:03 SOHR: Geçiş hükümeti 95 Dürzi’yi infaz etti
15:59 Salih Müslim: Rojava, Ortadoğu için bir barış projesi olabilir
15:10 Roboskî Katliamı 164'üncü ayında: Hakikat bugünün borcu
15:06 107 uluslararası örgütten BM’ye Afganistan mektubu
14:49 TOKİ inşaatının 6'ncı katından düşen işçi yaralandı
14:46 Çanakkale'den ‘Savaşan İHA Yarışması’na tepki
14:44 Önkol kardeşlerin mezar taşını yıkma girişimine tepki
14:22 Bafil Talabani: Demokratik bir dünya için birlikte çalışmalıyız
14:12 TJK-E idamlara karşı ses yükseltmeye çağırdı
13:29 Suriye’nin eski cumhurbaşkanı adayı Öcalan ile görüşmek istiyor
13:24 İzmir'de trafik kazası: 1 ölü, 13 yaralı
13:10 Arınç: Umut Hakkı mutlaka uygulanmalı